Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Halime KÖKCE

“Açık olalım: Hiç kimse siyaset yaptığı için yargılanmıyor, konu bu değil”

“Açık olalım: Hiç kimse siyaset yaptığı için yargılanmıyor, konu bu değil”

02 Nisan 2025 Çarşamba

Fransa'daki son iki seçimde yükselişi durdurulamayan Ulusal Birlik Partisi Başkanı Marine Le Pen yolsuzluk soruşturmasından hüküm giydi. Avrupa Birliği fonlarını partisine menfaat sağlayacak şekilde kullandığı için suçlu bulundu ve beş yıl süreyle Cumhurbaşkanlığı ve başka herhangi bir kamu görevine aday olması yasaklandı.

Mahkeme başkanı Le Pen'in durumunu "Açık olalım: Hiç kimse siyaset yaptığı için yargılanmıyor, konu bu değil" şeklinde açıkladı.

Söz konusu rakamlar ve atılı suçların niteliği açısından bizdeki durum çok daha vahim. Lakin CHP, Ekrem İmamoğlu'nun yolsuzluk suçlamasıyla yargılanıyor olmasını bir darbe olarak ele almayı tercih etti. Ülkeyi ekonomik olarak çökertmeye ant içmişçesine bir boykot kampanyası başlattı. Becerebileceklerinden değil elbet ama hükümeti, icraatları ekonomiye zarar veriyor diye eleştirirken doğrudan Türk markalarını hedef alan bir boykot kampanyası yapmak, CHP adına büyük bir ahlaki çöküşün ve tutarsızlığın resmi oldu.

Le Pen ve partisi, İmamoğlu ve CHP gibi davranmıyor. Laikliğin ve bürokrasinin insan haklarına aykırı şekilde kutsandığı, bizim Kemalist cenahın evvel ezelden Kâbe'si mevkiinde olan Fransa'da geleceğin Cumhurbaşkanı olarak bakılan Le Pen siyasi yasaklı hale geldi diye neredeyse senede bir Paris sokaklarını yakanlar ortalığa dökülmedi. Kimse maddi menfaat davasını siyasileştirmeye çalışmadı. Kimse yerli milli Fransız markalarını boykot etmedi.

Le Pen belki tamamen siyasetten çekilir belki de biraz daha ilmi siyaset tahsil edip beş yıl sonra Fransa'nın kaderine hükmedebilecek bir aktöre dönüşür.

Ama bizde işler öyle değil. CHP, "kemiksiz aday, herkese hitap eder" diyerek öne çıkardığı Ekrem İmamoğlu hakkındaki yolsuzluk davasını siyasi bir davaymış gibi gösterip bir taşla iki kuş vurmaya çalışıyor. Yolsuzluk davası bu, az edebimizle oturalım, neticeyi bekleyelim demiyorlar.

İKİ KUŞ NE Mİ?

Muhalif kanalları dikkatli izleyenler satır aralarında göreceklerdir. Yavaş yavaş Özgür Özel'i lider olarak parlatan cümleler edilmeye başlandı. Evvel de yazdım, CHP İmamoğlu hakkındaki yolsuzluk davasını siyasileştirmek suretiyle, hem İmamoğlu vesayetinden kurtarılıyor, hem de düşüncesizce gençleri sokağa çağırmak suretiyle kendine taraftan devşirmeye çalışıyor.

Baksanıza, İmamoğlu'na karşı Mansur Yavaş aday olur mu diye konuşulurken şimdilerde "adayımız son ana kadar İmamoğlu ama olamayacaksa Özgür Özel şimdiden yeni aday olarak temayüz etti" lafları dolaşıma girdi bile. Kurultayla birlikte CHP'de bu eğilimin daha da ağırlık kazanacağını söyleyebiliriz.

Özgür Özel ilk kurultayı Ekrem İmamoğlu'nun finansmanıyla kazanmıştı. Malum bu konuda yürüyen bir dava süreci var. Bu sefer de İmamoğlu mağduriyeti edebiyatıyla kazanış olacak. Ve beki de tek aday olarak kurultaya katılacak. Kemal Kılıçdaroğlu'nun şu konjonktürde aday olma ihtimali düşük gözüküyor.

Hatta Özgür Özel'in vurduğu kuşlara üçüncüsü olarak Kemal Kılıçdaroğlu'nu da ekleyebiliriz. Kenarda devamlı surette parti yönetimine laf sokan Kemal Kılıçdaroğlu ile yeni bir dönemin kapıları açılabilir. Siyasette olmaz olmaz diye bir şey yok. Bakmışsın Özgür Özel ile Kemal Kılıçdaroğlu yeniden yan yana gelir. Böylece teşkilattaki ayrılıklar gayrılıklar da son bulur.

Tabii ki tüm bunlar bir erken seçim için yeterli değil. Erken seçim kararının nasıl alınabileceği anayasada yazılı. Biri yolsuzlukla suçladı diye, sokak siyaseti ile, imza defteri açarak falan ülke erken seçime götürülemez. Seçim vaktinde yapılmayacaksa bile ne zaman yapılacağına Cumhur İttifakı karar verecek.

Özgür Özel'in o tarihe kadar CHP gemisine nasıl manevralar aldıracağını izleyip göreceğiz.

Suriye'nin, Nusayrî diktatörlüğünden kurtulduğu 8 Aralık'tan hemen sonra, MİT Başkanı İbrahim Kalın'ın, Şam Fatihi Ahmed Eş-Şara ile birlikte Emevî Camii'nde kıldığı namaz, bütün dünyanın dikkatini çekmişti.

Çünkü burası, herhangi bir cami değildir.