Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Hüseyin GÜLERCE

CHP'nin boykot çağrısı, millet/devlet düşmanlığıdır

CHP'nin boykot çağrısı, millet/devlet düşmanlığıdır

02 Nisan 2025 Çarşamba

CHP'nin boykot çağrısı aynı zamanda bir siyasî ahmaklık örneğidir.

Konuya iki açıdan bakalım.

1. Özgür Özel, siyasetten anlamayan, sorumlu davranmayan, Meclis yerine sokak terörünü tercih eden sıradan bir siyasetçidir.

Özgür Özel, boykot çağrısının anlam ve önemini dün nasıl bir örnekle izah etti: "Akşam oynanacak Fenerbahçe-Galatasaray maçını seyretmeyeceğiz" dedi.

Neden?

Maçı, boykot ettikleri ATV televizyonu veriyor diye...

CHP, tam aradığını buldu.

Lider kumaşı, ciddiyet yok. Toptan, maçtan, taraftardan anladığı yok.

Lidere bak; Fenerbahçe-Galatasaray maçı gibi bir derbiyi, üstelik ligde şampiyonluk yarışı yapan iki takımın maçını, başta CHP'lilere "seyretmeyin" diyebiliyor.

Zaten bu, "2 Nisan'da alışveriş yapmayın" çağrısı baştan aşağı problemli bir çağrı.

İnsanlar alışveriş yapmayınca iktidara ders mi vermiş olacaklar?

Bu ne zekâ böyle.

Bu ne akıl tutulması böyle.

Kıt zekâ siyaset örnekleri aransa, bundan iyisi bulunmaz.

Esnafın, işletmelerin sahipleri, çalışanları arasında her partiden insanlar var.

İnsanların ekmeği ile oynamanın siyasî faydası mı olur?

Üstelik İsrail'in soykırımına, zulmüne ortak olan küresel firmalar, haklı olarak boykot edilirken, millî şuur uyanmışken, dikkatleri; milli ekonominin üreticilerine, milli ekonomi çarklarını döndüren kendi insanımıza çevirmek tam anlamıyla siyasî bir kalleşlik...

Millet/devlet düşmanlığı budur işte.

Bu millet, bu şirretliği unutmaz.

Ekrem İmamoğlu tutuklandığından beri Özgür Özel, kendi ikbali için bir oyun oynuyor.

İmamoğlu'nun adaylığını, sahne önünde herkesten fazla sahiplenirken, sahne gerisinde İmamoğlu'nun defterini dürüyor.

Saraçhane tezgâhı ile parti yönetiminde/tabanında ipleri ele aldı.

İmamoğlu'nun kontrolünden çıktı.

Yakaladığı hava ile alelacele olağanüstü kurultay kararı aldı.

Pazar günkü kurultayda yeniden seçilip İmamoğlu'nun gölgesi olmadan partinin genel başkanlığını üstlenecek.

Dolayısıyla İmamoğlu'nun Cumhurbaşkanlığı adaylığı, acıklı bir hikâyeye dönüşecek.

Mansur Yavaş'ın defteri de böylece dürülmüş olacak.

CHP'nin Genel Başkanı varken, hangi CHP milletvekili/parti yöneticisi, Özgür Özel'den başka bir ismin Cumhurbaşkanı adayı olmasını ister?

2. Türkiye açısından bakacak olursak.

CHP, epey zamandır milli güvenlik meselesi haline geldi.

Kılıçdaroğlu döneminde, FETÖ irtibatları ile zaten raydan çıkmıştı.

CHP'yi, Türkiye'nin önünü kesmek için proje partisi haline getirenler, at değiştirdiler, yedekteki (belki de asıl proje) Ekrem İmamoğlu'nu sahneye çıkardılar. Özgür Özel, Kılıçdaroğlu'nu sırtından hançerleyecek ve İmamoğlu'nun önü açılacaktı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Devlet Bahçeli, bu oyunu bozdu.

Şimdi Özgür Özel, selden kütük kapmaya çalışıyor.

Ve gözü hiçbir şeyi görmüyor.

Milli ekonomi, Terörsüz Türkiye, Türkiye Yüzyılı, savunma sanayinde millilik, bunların hiçbiri derdi değil.

Üretimin, istihdamın, milli ekonomimizin işleyen çarklarına çomak sokmayı kafasına koymuş.

CHP'ye bir faydası olmadığı gibi, insanımızı tedirgin ve huzursuz ettiler.

Dün peş peşe açıklamalarla iş dünyası, esnaf temsilcileri boykota tepki gösterdi. (TÜSİAD'tan bir ses çıkmadı)

Özgür Özel, normal davranmayı, makul olmayı, sorumluluk taşımayı unuttu gitti. Bir akıl tutulması, siyasî zekâ kıtlığı yaşıyor.

Görev adamı gibi davranıyor. Çünkü ancak "görev adamları" uyarıları dikkate almazlar.

Hukuk tanımıyor, istikrardan rahatsız, kutuplaştırıcı ve devlete meydan okuyor.

Hâkimlere, savcılara, polislerimize, ordu komutanlarına, sokak kabadayısı edasıyla tehditler savuruyor.

Kendi ikbaline kilitlenmiş.

İsterse Türkiye batsın, umurunda bile değil...

Suriye'nin, Nusayrî diktatörlüğünden kurtulduğu 8 Aralık'tan hemen sonra, MİT Başkanı İbrahim Kalın'ın, Şam Fatihi Ahmed Eş-Şara ile birlikte Emevî Camii'nde kıldığı namaz, bütün dünyanın dikkatini çekmişti.

Çünkü burası, herhangi bir cami değildir.