Köşe Yazarları ve Köşe Yazıları

Hasan Hüseyin ÖZ

Komprador CHP'nin kirli siyasetinin kodları

Komprador CHP'nin kirli siyasetinin kodları

02 Nisan 2025 Çarşamba

Biliyorsunuz, ben kavramlarla uğraşmayı severim...

Hele hele dilimize geçen yabancı kavramlar özel ilgi alanım.

"Yabancı kuruluşlar adına yatırım, ticaret veya ekonomi alanlarında aracı olarak hareket eden kişi" anlamına gelen şu "komprador" kelimesi de onlardan biri.

Attila İlhan da, Türkiye'nin batılılaşması sürecinde özellikle yabancılarla iş birliği yapan "burjuvazi" için kullanır bu kelimeyi.

Bizimkiler pek üzerinde durmazlar ama, önemlidir bu yüzden.

Rahmetli İlhan, kendi deyimiyle "Anadolu içlerinden ciddi ve tam bir sanayileşmeyi bütün boyutlarıyla gerçekleştirmeye heveslenen 'ulusal burjuvazinin'" ile işte bu işbirlikçi kompradorlarla çeliştiğinin altını çizer "Batı'nın Deli Gömleği" kitabında.

Kaptanın çelişki dediği konu da şu...

Kompradorlar montajcıdır... Yani batının acentesi. Bu yüzden üretime dayalı milli sanayiye düşmandır.

TARİHE BAKALIM...

Bugün, tam bağımsızlık mücadelemizin ayaklarından birini kompradorlarla mücadele oluşturuyor.

Onun için bu sızıntı ne zaman ve hangi kılıfla gerçekleşmiş, iyi bilmek önemli.

O zaman tam bağımsızlık mücadelesinin entelektüel düzlemde taşıyıcılarından biri olan Attila İlhan'a müracaat edelim tekrar...

"... 1800'lerden başlayarak, batılıların bize kabul ettirdikleri bütün 'ıslahatlar', aslında nedir hiç düşündünüz mü? Herif Osmanlı'yı sömürgeleştirmeyi kafasına koymuş, gel gör ki şeriat hukuku gayr-ı müslim azınlıkları Müslümanlarla aynı statü içinde saymıyor, yabancılara güvenceli ticaret ve iş yapma hakkını tanımıyor. Oysa sömürge ekonomisinin en önem verdiği şey bu; tutturuyorlar bütün OsmanIı uyruklarına can mal güvenliği, yabancılara toprak edinme hakkı filan diye, bu da 'ıslahat' oluyor. Babıâli ve Saray, istediklerini yaptıkça, komprador burjuvazisi olarak kullanılacak azınlık tüccarlarına istenilen garantiler sağlanmış, yabancı şirketlerin Osmanlı toprağında mal mülk edinmesi olanak içine girmiştir."

Yeri geldi hatırlatalım o zaman... Tarihimizdeki Balta Limanı Anlaşması ile hala hesaplaşabilmiş değiliz. Komprador burjuvazi ve onun bağırsaklarında yaşayan, yerli halka karşı konuşlanmış kozmopolit levantteki keşhane kaçkınlarının sanatçı, aydın, gazeteci görünümündeki bugünkü torunlarıyla hesaplaşmayı yapabilmek için bu şart.

SOL KOMPRADORLAR VE FAŞİZM

Her fırsatta söylerim...

Aslında sol bir imkân, Kemal Tahir'in ifadesiyle kapitalizme karşı sosyal adaleti savunma mevzii.

Heyhat... Ülkemizde sol emperyalizmin taşıyıcısı kozmopolit burjuvazinin bağırsaklarından besleniyor. Onun için namuslu olan üç beş aydını da ya boğdular ya aforoz ettiler ya.

Size çelişki gibi gelecek ama...

Türkiye'de sol, sosyal adaletin değil kapitalizmin ve emperyalizmin son kodu faşizmin taşıyıcılarıdır.

Şu boykot çağrısı yaparken her sözleriyle cehalet ve kin kusan sanatçılara bakın yeter. Faşizm böylesine cahillerin oluşturduğu iklimde iktidar oluşturur zaten.

CHP'YE GELELİM

Bir kere, şu cumhuriyeti kuran parti tekerlemesini bir kenara bırakalım artık.

Cumhuriyet, ülkeyi batıya şikayet eden, milli sanayiye karşı boykot çağrısı yapan komprador zihniyetin değil Türk milletinin iradesidir çünkü.

Onun için, CHP baştan itibaren anlattığım hikâyenin merkezinde oturuyor aslında.

Hadi öncesine dokunmayalım...

1945 sonrası Türkiye'nin kapılarını sonuna kadar Amerikan emperyalizmine açan CHP'dir.

İnönü CHP'sinin yaptığı anlaşmalarla Amerikan emperyalizmi kılcal damarlarımıza kadar girdi.

İnanmayanlar Kemalist yazar Çetin Yetkin'in "Karşı Devrim 1945-1950" kitabına baksınlar.

Vallahi sokaklara dökülen şu gençler, cehaletle beslenmesinler. Atatürkçü iseler, milliyetperver iseler Türkiye'nin siyasi tarihini şekillendiren o beş yıllık karanlık dönemi iyi okusunlar.

Okusunlar da yolsuzluk nedeniyle tutuklu birinden devrimci çıkaran kompradorların arkasından gitmesinler.

Suriye'nin, Nusayrî diktatörlüğünden kurtulduğu 8 Aralık'tan hemen sonra, MİT Başkanı İbrahim Kalın'ın, Şam Fatihi Ahmed Eş-Şara ile birlikte Emevî Camii'nde kıldığı namaz, bütün dünyanın dikkatini çekmişti.

Çünkü burası, herhangi bir cami değildir.