Olayın gelişimiyle başlayalım. Kuşkusuz herkes biliyor ama İmamoğlu'nun siyaseten kıskanıldığı için yargılandığını zanneden CHP'liler için tekrar etmekte fayda var. Konuyu daha yeni idrak edenlerin sayısı da hiç az değil.
Bilhassa CHP propagandasına ve İmamoğlu'nun parayla satın aldığı medyanın manipülasyonlarına maruz kalanlar bu kısmı salim bir kafayla ve rasyonel bir gözle takip ederlerse iyi olur. Tane tane anlatmaya gayret edeceğim.
CHP'LİLER DÖNEN DOLABI FARK ETTİ!
İBB eski başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında yürütülen soruşturma kapsamında ve yüz kızartıcı bir dizi suç şüphesiyle tutuklu bulunuyor. Rüşvet ve irtikap, nitelikli dolandırıcılık, ihale, imar ve mali usulsüzlükler, kara para aklama, 16 milyon İstanbullunun kişisel verilerinin usulsüz biçimde ele geçirilip satılması, kişisel menfaat için suç örgütü kurup yönetme, tüm bu dolandırıcılık faaliyetinin perdelenmesi için fonlanan, satın alınan medya yapılanması gibi bir dizi iddiayla karşı karşıya İmamoğlu ve "çalışma" ekibi.
Ekrem İmamoğlu ve savcılığın ifadesiyle "suç örgütü mensubu" çalışma arkadaşları hakkındaki suçlamaların kaynağı olayın birebir tanıkları, mağdurları ya da doğrudan failleri. Yani organik ya da iliştirilmiş CHP'liler.
İmamoğlu ile beraber suça bulaşıp itirafçı olanlar, dönen çarka şahit olanlar, rüşvete zorlananlar, mallarına çökülenler... 25 tanığın sadece dördü gizli tanık. Diğerleri isimleri ve yüzleriyle ne yaşandığını, ne zaman yaşandığını, olayın akışını, suç örgütünün nasıl çalıştığını, isim tarih mekan vererek anlatıyor.
İDDİALAR MADDİ DELİLLERE DAYANIYOR
Son açık tanıklardan Mehmet Zeki Çanakçı 2009-2016 yılları arasında Beylikdüzü Belediye Başkan Yardımcısı olarak görev yapmış. Yani Ekrem İmamoğlu ile beraber çalışmış. İmamoğlu'nun bilgisi dahilinde yapılan usulsüzlüklere, fesat karıştırılan ihalelere, alınan komisyonlara tanık olmuş. Bunları kalem kalem anlatmış savcılığa. "Hepsi İmamoğlu'nun iş ortağıydı" diyor.
Suçlamalar sadece tanık ifadelerine dayalı değil elbette. Onların ifadelerini tapu kayıtları, banka hesapları, para trafiği, HTS baz eşleşmeleri, kamera görüntüleri, ses kayıtları, vergi uzmanlarının raporları, MASAK raporları gibi somut, maddi deliller doğruluyor.
Bu suçların Türk Ceza Hukuku'nda cezai bir karşılığı olduğu, İmamoğlu dahil hiç kimse kanun önünde ayrıcalığa sahip olmadığı, Türkiye bir hukuk devleti olduğu için savcıların hakimlerin yani yargı sisteminin gereğini yapması görevi olduğu için bu soruşturma başladı.
KAMUOYUNU İKNA ETMEYE ÇALIŞMIYORLAR
Savcılık makamınca delil karartma riski görüldüğü için de tutuklu yargılanmasına karar verildi. Nitekim aktif kullandığı telefonu savcılığa vermediği, arama yapılmasını kasıtlı olarak geciktirdiği söyleniyor. Zaten ne emniyette ne savcılıkta iddialara ciddiye alınır bir cevap vermedi İmamoğlu.
Hala da söylenmiş değil. Ne İmamoğlu, ne ailesi, ne de partisi yolsuzluk iddialarına dair kamuoyunu bilgilendirecek, tedirgin durumda olan ve artık kullanıldığını fark eden CHP tabanını teskin edecek, "hayır İmamoğlu bu pis işlere zinhar karışmamıştır" kanaatini oluşturacak, taraftarlarını ikna edecek tek cümle kurmuş değiller.
Bunun yerine babası Hasan İmamoğlu FETÖ'vari korkunç beddualar ediyor; eşi ve oğlu İmamoğlu'nu aklamak yerine Türkiye'yi karalamak için "ört bas kampanyası"nda reklam yüzü olarak rol alıyor; Özgür Özel ise duygusal olarak yükseltip meydana yığdığı kitlenin üzerinde siyasi sörf yapıyor.
Günü birlik doldur boşalt taktiği uyguluyor Özgür Özel. İnanılmaz bir akıl dışılık, devlet ve siyaset bilmezlik hali.
ERKE DÖNERGECİ GİBİ!
"Saraçhane'de buluşuyoruz", "şimdi sokaklara dağılıyoruz", "öfkeliyiz yakarız yıkarız", "herkes meydanlara", "hadi şimdi adliyeye", "hadi tekrar Saraçhane'ye", "şimdi Silivri'ye", "şimdi darbe diyoruz", "şu medyayı şu markaları boykot ediyoruz", "şunları boykot etmiyoruz yanılmışız", "şu kahveyi içmeyin, şunu için", "şu kanala bakın buna bakmayın", "yerli ve milli malları almayın", "şu kanalda maç yayınlansa da sakın bakmayın" diye devam eden yıldırıcı bir mesaj bombardımanı.
İddia büyük. Reklam büyük. Talimatlar sıralı ama kitle yılmış durumda.
Özgür Özel belli ki bunca hareketten bir enerji, bir sinerji üremesini bekliyor. Gürültü çıkardığı da kesin. Ama ortada ne enerji var, ne sinerji. Bir zamanların kuru gürültüsü "erke dönergeci" gibi.
CHP TABANI PARTİSİYLE ÜLKESİ ARASINA SIKIŞTI
Bunların ne İmamoğlu'na faydası var ne CHP'ye. İmamoğlu yargılanacak sonuçta, suçlu bulunursa yatacak. CHP ise sürekli cepten yiyor, partinin itibarı da devlet yönetme ihtimali de yerle yeksan.
Türkiye'ye zaten faydası yok bunca gürültünün.
Türkiye'yi yurtdışına şikayet etmenin, İngilizlerden medet ummanın, Batılı devletler yolsuzluktan tutuklu birini savunmuyor diye gönül koymanın, Türk ekonomisini çökertmeye, firmaları batırmaya, oralarda çalışan on binlerce insanı işinden aşından etmeye çalışmanın neresi siyaset olabilir? Bunun adı açıkça Türkiye düşmanlığıdır.
CHP marjinalleşirken CHP tabanı ülkesiyle partisi arasında bir seçim yapmaya zorlanıyor.
İMAMOĞLU PARASIYLA PARLAYAN ÖZGÜR ÖZEL
Gelelim başlıktaki vurguya.
İmamoğlu'nun bu davalardan aklanamayacağını en iyi Özgür Özel biliyor olmalı. Parti içindeki şaibeleri, karanlık örgütlenmeyi, çantalarla taşınan paraların delege avı için kullanıldığını vesaire elbette biliyor Özel. Neticede İmamoğlu'nun başını çektiği "değişimci" ekip hançerledikleri Kılıçdaroğlu yerine oturtacakları emanetçi olarak onu seçtiler. O da kabul etti bu rolü.
İlk zamanlardaki sakil hallerini, İmamoğlu'nun yanındaki süklüm püklüm duruşlarını, ikirciğini, minnetini biz unutsak da arşiv unutmaz.
Şimdi İmamoğlu yükünden kurtulan bir Özgür Özel var. İmamoğlu kitlesini, parayla satın aldığı delegeleri ve medyayı "İmamoğlu mağduriyeti" gerekçesiyle "tepe tepe kullanan" bir Özgür Özel gerçeği var. Üç gün sonra gizli yapılacak kurultayın en güçlü adayı Özgür Özel.
Üstelik bu doldur boşalt siyasetini daha ne kadar sürdürecek CHP genel başkanı. Bir süre sonra iddialar ispatlanmaya, İmamoğlu da silinmeye, unutulmaya başlanacak, doğal olarak.
Dolayısıyla buna "siyasi dolandırıcılık" denmez de ne denir? İmamoğlu'nun ne dediğini de duymak isterdim doğrusu.